
Alışılmışın dışında olan şantiye şefi Ahmet Bey bir gün ekibine nefes tekniklerinin öneminden bahsederken bir adım geri çekildi ve devam etti: Şantiyede işler her zaman planlandığı gibi gitmez, hepimiz bunu biliyoruz. Gerilim yükselir, hata yapma ihtimali artar. İşte tam o anda, durup bir nefes almak, hem kafanızı toparlamanızı hem de karşınızdakine sakin bir şekilde yaklaşmanızı sağlar. Sakin kafayla çalışmak, inşa ettiğimiz yapının tuğlalarını tek tek doğru yerine koymak gibidir dedi.
Ekibe bakarken, herkesin dikkatle dinlediğini gördü. Onlara deneyimlerinden bahsettiği için mutlu, ama asıl mesajını vereceği için sabırsızdı.
Sonra Ahmet Bey Tetikleyicilerinizi tanıyın, dedi. “Her birimiz farklı şeylere farklı tepkiler veriyoruz. Bunu fark edince, hangi anlarda kendinizi kaybedebileceğinizi de anlarsınız. O anlarda durup sakin kalmak, karşınızdaki kişiyle daha sağlıklı bir iletişim kurmanıza olanak tanır. Bu da, ekibin içindeki çatışmaları büyümeden çözmenizi sağlar.
Ahmet Bey gülümsedi ve ekibine döndü: “Ama biliyor musunuz, her zaman aynı fikirde olmak zorunda değiliz. Eğer herkes her konuda aynı düşünseydi, inşaatlarımız birbirine benzeyen binalardan ibaret olurdu. Çeşitlilik, farklı fikirler, yaratıcı çözümler getirir. Önemli olan, birbirimizin görüşlerine saygı duymayı öğrenmek ve gerektiğinde, anlaşmazlığa düştüğümüzde bile bu görüşlere değer vermektir.”
Şantiyede çalışan genç mühendislerden biri elini kaldırdı ve sordu: “Ahmet Bey, bu anlattıklarınız çok değerli ama işler ne zaman bu kadar yoğunlaştığında hızlı hareket etmek zorunda kalıyoruz, nasıl başa çıkacağız?”
Ahmet Bey gülümsedi. “İşte tam da burada çeviklik devreye giriyor,” dedi. “Çevik olmak demek, sadece hızlı koşmak demek değildir. Çeviklik, değişen koşullara en hızlı ve en akıllıca şekilde uyum sağlamak demektir. Bu şantiyede işler değişir, planlar kayabilir. Önemli olan, esnek olabilmek ve bir sorun çıktığında panik yapmadan çözüm üretmeye odaklanmaktır. Çevik bir ekip, sürekli birbirini dinleyen, geri bildirim alan ve bu geri bildirimlerle hareket eden bir ekip demektir.”
Ahmet Bey son sözlerini söylediğinde ekip üyeleri birbirlerine bakarak başlarını salladılar. Artık sadece bir inşaat ekibi değil, birbirini dinleyen, saygı gösteren ve birlikte hareket eden bir takım olma yolunda ilk adımlarını atmışlardı. Ahmet Bey’in öğrettiği iletişim sırları, sadece bu şantiye için değil, hayatlarının her alanında onlara rehberlik edecekti. Ve şantiye ilerledikçe, gökdelen gibi sağlam ve yükselen bir ekip oldular.
Ahmet Bey onları izlerken içinden bir şey geçirdi: “Tıpkı sağlam bir binayı inşa ettiğimiz gibi, iletişim temeliyle de güçlü bir ekip inşa ettik diyerek sözlerini bugünlük tamamladı.