
Bir inşaat sahasında, sabahın erken saatleriydi. İşçiler, güçlü ve kararlı adımlarla şantiyede toplanmış, bir yandan makinelerin homurtuları arasında birbirlerine selam veriyorlardı. Havanın soğukluğuna rağmen, her biri işine odaklanmış, zorlu bir günün başlangıcındaydı.
Ahmet, şantiyede deneyimli bir ustaydı. Yıllardır inşaat sektöründe çalışıyor, işin hem fiziksel hem de zihinsel zorluklarını iyi biliyordu. Ekip lideri olarak, diğer işçilerin güvenliğinden ve işlerin düzenli ilerlemesinden sorumluydu. Ancak Ahmet, son zamanlarda işyerinde bir şeylerin eksik olduğunu hissediyordu. Çalışanlar arasındaki moral düşmüş, kimse işine eskisi kadar heyecanla sarılmıyordu. İşlerin aksaması ve verimliliğin düşmesi, Ahmet’i endişelendiriyordu.
Bir sabah, işçilere sabah toplantısını yaptıktan sonra Ahmet, genç bir mühendis olan Zeynep’i fark etti. Zeynep, sessizce işçilerin arasında dolaşıyor, onların yüzlerindeki ifadeleri gözlemliyordu. Ahmet, Zeynep’in yanına yaklaştı ve ona neler düşündüğünü sordu. Zeynep, Ahmet’e döndü ve derin bir nefes aldı.
“Ahmet Şefim,” dedi yumuşak bir sesle, “burada harika bir ekip var. Ama sanki insanlar birbirlerini gerçekten dinlemiyor. Belki de eksik olan şey empati.”
Ahmet şaşırmıştı. “Empati mi?” dedi kaşlarını çatarak. “Biz burada fiziksel olarak güçlü olmalıyız. İşler zor, duygulara çok yer yok.”
Zeynep gülümsedi. “Ahmet Şefim, empati sadece duygusal olmak demek değil. Bu, insanları dinlemek, onların ne yaşadığını anlamak ve gerçekten neye ihtiyaç duyduklarını fark etmektir. Empati, güçlü olmaktan da öte bir şeydir. Birbirimize destek olmak, sadece işin değil, insanların da ilerlemesini sağlar.”
Ahmet sessizce Zeynep’in söylediklerini düşündü. O gün toplantıyı yaparken Zeynep’in sözleri zihninde yankılanıyordu. Akşam eve dönerken, bir işçi ona yaklaşarak zor bir dönemden geçtiğini ve işleri toparlamakta zorlandığını itiraf etti. Ahmet, bu sefer aceleyle çözüm sunmak yerine onu dinlemeye karar verdi. Genç işçi konuşurken, Ahmet ilk kez empatiyi gerçekten hissetti. O an fark etti ki, ekibin güçlü olması sadece kas gücüyle değil, birbirini anlamakla da mümkündü.
Birkaç hafta sonra Ahmet, toplantılarda daha az konuşmaya ve daha fazla dinlemeye başladı. Ekip arasındaki bağ güçlenmişti. Zeynep’in inşaat sahasına getirdiği empati duygusu, işlerin verimliliğini artırmış, ekibin moralini yükseltmişti. Ahmet, empatiyi sadece iş hayatında değil, yaşamında da kullanmaya başlamıştı.
O günden sonra, Ahmet ne zaman zor bir durumla karşılaşsa, Zeynep’in ona söylediği sözleri hatırlıyordu: “Empati, gücün en büyük parçasıdır.”