
Bir mozaik düşün… Her parça kendi içinde bir anlam taşır ama asıl büyü, tüm parçalar birleştiğinde ortaya çıkar. Liderlik de böyledir. Her insan farklı, her ekip başka bir dünyadır. O yüzden liderlik, kesin kurallarla değil; uyumla, akışla, ahenkle anlam kazanır.
Tek bir yaklaşım her durumda işe yaramaz. Çünkü insanlar da değişir, koşullar da. İşte burada, Spiral Dinamikler ve Durumsal Liderlik devreye girer. Bir lider olarak, ne zaman yön göstermen, ne zaman geri çekilmen gerektiğini bilmelisin.
Bir ressamın paleti gibi düşün. Her insan farklı bir renktir. Ve bir lider olarak, bu renkleri ayrı tutmak yerine onları harmanlamayı bilmelisin.
Kimi düzeni ve kuralları sever. Net beklentilere ihtiyaç duyar.
Kimi rekabetçidir. Bireysel başarıyı önemser.
Kiminin duygusal zekası yüksektir. Ekip ruhunu savunur.
Kimi özgürlüğüne düşkündür. Kalıplara sığmaz, keşfetmek ister.
Bir lider olarak, insanların renklerini görmek ve onları en iyi şekilde bir araya getirmek senin işindir.
Şimdi de müzik gibi düşün… Her an başka bir ritme ihtiyaç duyarsın.
Yeni bir çalışan geldiğinde, yolu sen göstermelisin.
Bir ekip üyesi gelişiyor ama cesareti eksikse, onu motive etmelisin.
Güçlü ama yönlendirilmeye ihtiyacı olan biri varsa, destek olmalısın.
Tamamen bağımsız hareket edebilen biri varsa, bırak uçsun.
Gerçek liderlik, sabit kalmak değil; değişen ritme ayak uydurmaktır.
Her insanın rengi farklı, her anın ritmi değişken. Ama asıl sihir, tüm bunları bir bütün haline getirebilmekte.
Liderlik,herkesi uyum içinde bir araya getirmektir.
Bazen bir adım öne çıkarsın, bazen geri çekilirsin. Bazen güçlü bir yönlendirici olursun, bazen sadece dinlersin. Ama hep akışta kalırsın.
Ve sonunda, tıpkı bir mozaikte olduğu gibi, tüm renkler bir araya gelir…
Ve bir sanat eserine dönüşür.
Bence liderlik budur.