Zamanlardan bir zaman, bir ördek yavrusu varmış.
Bir gün kardeşleri ile annelerinin arkasından akıntıya karşı yüzerken önlerine kocaman bir kaya çıkmış. Annesi hemen kayanın üstüne atlayıp yoluna devam etmiş. Kardeşleride teker teker kayaya atlayıp Annelerinin arkasına geçerek yürüyüp uzaklaşmışlar.
Bizim yavru ördek ne kadar çabalasada bir türlü o kayanın üzerine sıçrayamamış. Annesine ve kardeşlerine yetişmek için akıntıya karşı yüzmüş, yüzmüş fakat bir türlü annesini ve kardeşlerini yakalayamamış.
Aradan yıllar geçmiş gel zaman git zaman bizim ördek akıntıya karşı yüze yüze çok güçlenmiş. Akıntının menbasında kocaman bir dağın tepesinde bir göl varmış. Bizim çabalayan ördek yıllar önce kaybettiği ailesine ulaşma umudu ile göle varmış. Fakat bir türlü ailesini bulamamış.
Karşıda ise heybetli mi heybetli bilge hiçbir şeyden korkmayan gerektiğinde vahşi olabilen bir kuğu tüm asaleti ile yüzüyormuş.
Bizim ördek kuğunun yanına varmış ve ailesini sormuş. Ailen demiş az önce rüzgarı arkasına aldı ve kıtalar arası göçe başladı demiş.
Bizim ördek geçen kış çok zor geçti bu kışta daha soğuk ve zor geçecek ben çok istesem de gidemem ki demiş.
Bilge kuğu bizim ördeğe söyle bir bakmış ve demiş ki sen çok güçlü bir ördeksin. Çetin geçen kışlar akıntıya karşı bu dağın tepesindeki göle gelmen senin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor ve sormuş bizim ördeğe. Şimdi uçmazsan ve ailene yetişmezsen neler kaybedeceksin diye.
Bu sorudan çok etkilenmiş bizim ördek ve kanatlarını açıp kuğuya sarıldıktan sonra pır uçuvermiş.
Ailesini yakalaması zaman almış fakat sonunda ailesini yakalayıp yola ailesi ile devam etmiş….
