
Bir zamanlar, büyük bir şehirde göz alıcı bir gökdelen inşa ediliyordu. Bu bina, sadece şehrin yeni simgesi değil, yılların deneyimiyle saygı duyulan Mehmet Bey’in kariyerindeki en önemli proje olacaktı. Mehmet Bey, hem proje hemde saha uygulama konusunda çok tecrübeli, sakin ama kararlı bir liderdi. Projesine yalnızca bir bina olarak değil, kendisinin ve ekibinin ortaya koyduğu bir eser olarak bakıyordu.
Günlerden bir gün, genç mühendis Ali, hesaplarına bakarken bir şey fark etti. Temelde yapılan hesaplar hatalıydı. Bu hata, binanın yapısal güvenliğini tehdit edebilir, ileride büyük sorunlar yaratabilirdi. Ali, paniğe kapılmış bir şekilde Mehmet Bey’in yanına gitti. “Mehmet Bey, temelde büyük bir hata var,” dedi nefes nefese. “Eğer bu şekilde devam edersek, bina çökebilir. Temeli kırıp yeniden yapmamız gerekiyor.”
Mehmet Bey, Ali’nin yüzündeki endişeyi görünce derin bir nefes aldı. Temeli kırıp baştan yapmak büyük bir maliyet ve zaman kaybıydı, ama tecrübeli bir lider olarak, bu hatayı görmezden gelmenin felaketle sonuçlanabileceğini biliyordu. Sakin bir sesle Ali’ye döndü: “Evlat, hatayı şimdi fark ettiğimiz için şanslıyız. En büyük hata, fark edilip düzeltilmeyen hatadır. Temeli kıracağız ve baştan yapacağız. Zaman kaybedeceğiz, ama bu hatayı şimdi düzeltmezsek, gelecekte çok daha büyük sorunlarla karşılaşırız.”
Projenin neden hatalı olduğuna ve nasıl onaylandığına ise ayrıca bakmamız gerekiyor demiş.
Mehmet Bey projeyi inceledi, çok küçük bir hata vardı fakat similayon programı bu hatayı göstermemişti. Simülasyon da da aynı hara yapıldığını fark ettiler. Temel kırılacak ve baştan yapılacaktı.
Bu, şantiyede herkesi tedirgin eden bir karardı; işin başından başlamak demek, projede büyük bir gecikme ve ek maliyet anlamına geliyordu. Ama Mehmet Bey’in sakin ve kararlı duruşu ekibine güven verdi.
Günlerden birinde, Mehmet Bey’in asistanı Zeynep, şantiyede endişeyle yürüyordu. Mehmet Bey’in yanına yaklaşıp sordu: “Mehmet Bey, temeli kırmak projeyi çok geciktirecek. Bu kadar büyük bir riski nasıl alabiliyoruz?”
Mehmet Bey, Zeynep’e dönüp sakin bir şekilde cevap verdi: “Evet, Zeynep, bu büyük bir karar. Ama unutma, en büyük risk hataları görmezden gelmektir dedi.
Yalın ve çevik olmanın anlamı, hataları hızlıca fark etmek ve düzeltmektir. Gecikme olacaktır, ama bu kararı şimdi almazsak, ileride hem daha fazla zaman kaybederiz hem de projenin tamamı tehlikeye atmış oluruz dedi ve ilave etti yalın olmak, sadece hızlı ilerlemek değil, gereksiz adımları ortadan kaldırarak doğru zamanda doğru müdahaleyi yapmaktır diyerek şirket kültürünü hatırlattı.
Zeynep, Mehmet Bey’in sözlerinden etkilenmişti. O andan sonra ekip daha sıkı çalıştı, temeli yeniden inşa ettiler. Herkes, yapılan bu zorunlu değişimin projenin geleceği için ne kadar önemli olduğunu biliyordu. Her tuğla, her demir, geleceğe daha sağlam bir adım atmanın simgesiydi.
Aylar sonra, gökdelen nihayet tamamlandığında, Mehmet Bey bir kez daha şantiyeye bakıp derin bir nefes aldı. Bina artık şehrin gurur kaynağı olmuştu. Ama Mehmet Bey için en büyük gurur, doğru zamanda doğru kararı almış olmaktı. Ekibine dönüp gülümseyerek şunları söyledi: “Temeli kırmak zordu, ama doğru bir temel atmadan bu binayı ayakta tutamazdık. Tıpkı yalın ve çevik çalışmada olduğu gibi, hataları hızla fark edip düzelttik. Gereksiz adımlardan kaçınarak, doğru zamanda doğru müdahaleyi yaptık. Yalın olmak, sadece hızlı olmak değil, doğruyu bulup esnek bir şekilde uyum sağlamaktır.”
Şantiyemizde psikolojik güvenliğin yüksek olması hata da yapsak korkmadan söylemek bu şantiyede kendini tekrar gösterdiği demiş.
Gökdelen sadece bir bina değildi; Mehmet Bey ve ekibinin birlikte inşa ettiği, cesaretle alınan kararların ve hatalardan öğrenilen derslerin bir sembolüydü.










